Fırında Kuzu İncik

Uzun zamandir yemek tarifi yazmayışımın sessizliğini Fırında kuzu incikle bozuyorum.  Kuzu eti çok tükettiğimiz bir et değil aslında.  Bana oldukça yağlı ve ağır  gelir.  Ama bakın kuzu eti ne denli faydalıymış. Tabii mümkün olduğunca organik ve doğal yetiştirilmiş hayvanların etleri tercih edilmeli.

  • Bünyesinde çinko, demir, selenyum, sülfür, bakır bulundurur.
  • Kalp sağlığı için önemli bir yeri olan B12 vitamini başta olmak üzere B3 ve B2 vitaminlerini bünyesinde taşır.
  • Hücrelerin yenilenmesi için gerekli proteinleri yüksek oranda içerir.
  • Kansızlığın önlenmesi için lazım olan kolay emilir demiri sağladığı gibi içerdiği selenyumla göz ve kalp sağlığının korunmasında da yardımcı olur.
  • İçerdiği sülfür saç ve tırnakların güçlenmesine yardım eder.
  • Sindirimi kolay olduğundan uzun süreli kilo verme programlarına dahil edilir.
  •  Kansızlık, yorgunluk ve bağışıklık sistemi zaafiyetlerini önler.
  •  Kuzu etinin, gebelik ve erken çocukluk dönemini beslenmesinde de önemli bir yeri vardır.

Kuzu etinin yapısı hakkında daha detaylı bilgi için buraya bakabilirsiniz.

Bende de biraz B vitamini eksiği çıktığından ve Erva’nın da yemesinin faydası olacağını düşündüğümden kuzu eti alıp pişirmeye karar verdim.

Fırında kuzu incik yapayım dedim. İnciği genelde düğün çorbası için alıp kullanmıştım. Bu sefer yemeği olsun dedim.

Malzemeler:

(4 kişilik)

4 tane kuzu incik

1 orta boy kuru soğan

1-2 diş sarımsak

1 orta boy havuç

1-2 yemek kaşığı domates + biber salçası

sıvıyağ

tuz, karabiber, pulbiber ve kekik

Yapılışı:

  1. Incikleri yıkayıp çok az yağ ve baharatlarla karıştırıp fırın kabına koyup fırında incikler kızarana kadar tutalım. 
  2. Incikler fırında kızarırken yarım ay şeklinde kesilmiş soğanları, dilimlenmiş havuçları ve sarımsakları yine çok az yağ da soteleyelim.
  3. Salçayı da ekleyip bir iki dakika çevirelim.
  4. Üzerine sıcak su ekleyip sebzelerin pişmesini bekleyelim.
  5. Kızaran inciklerin üzerine pişmiş sebzeleri ve gerekiyorsa biraz daha baharat katarak tekrardan fırına verelim.
  6. Bir süre üzeri folyoyla kaplı olarak pişirip sonrasında açıp fırında tutalım.
  7. 200 derece fırında yaklaşık 1 saat yeterli olacaktır.

Not:

  • Zamandan kazanmak ve aynı zamanda etin daha da yumuşak olması için önce düdüklü tencere de incikler pişirilip sonrasın da fırına verilebilir.

Çikolata Kaplı Kurabiye

Ebru kursundan arkadaşım Yasemin’e gittiğimizde çok güzel çiçek şeklinde yapılmış kurabiyeler yedik.  Yapılması çok basit diyince ben de tarifi aldım.  Hemen ilk fırsatta da denedim.  Yasemin elinde çikolata / sos olmadığı için üzerlerini kaplayamadığını söyledi.

Ben evde denerken Dr. Otker’in çikolata glazürünü kullandım. İlk defa alıp denedim.  Oldukça pratik ve sonuç çok başarılıydı. Tereddütsüzce alıp kullanabilirsiniz.

Tarif çocuklarla beraber yapmak içinde güzel.  Değişik kurabiye şekilleri kullanabilir, üzerlerini ister şeker hamuruyla kaplayabilir ya da Dr. Otker’in süsleme glazür’lerini kullanarak süsleyebilirsiniz.

Tarifimiz şöyle:

Malzemeler:

  • 1 tane yumurta
  • 150 gr tereyağı
  • 1 su bardağı un
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • Aldığı kadar mısır nişastası
  • 1 paket damla sakızlı vanilin – olmasa da olur.

Yapılışı:

  1. Bütün malzemeleri biraraya getirip yumuşak bir hamur hazırlıyoruz.
  2. Hamuru yaklaşık 1 cm kalınlığında açıp, kalıp yardımı ile kesiyoruz. Ben çiçek ve kalp olanlarını kullandım.
  3. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 10-15 dakika pişiriyoruz.
  4. Kurabiyeler ılıdıktan sonra çikolata sosuna batırdım.  Ben arkadaşımın tavsiyesi üzerine Dr Otker’in çikolata glazürünü kullandım. Eğer evde çikolatalarınız varsa onları eritip de değerlendirebilirsiniz. Sosu paketteki kullanım talimatına göre hazırladım. Bir yüzlerini tamamen sosa batırdım ve donmaları için yağlı kağıt üzerine koydum.
  5. Çikolata sosu olmadan arkadaşımın yaptığı gibi kurabiyeleri de bırakabilirsiniz. O haliyle de lezzetleri yerinde oluyor.

Not:

  • Ilk defa damla sakızlı vanilin kullandım.  Kurabiyedeki kokusu benim çok hoşuma gitti.  Ama biraz yoğun bir tad olduğunu söylemeliyim. Tavuk göğsü gibi sütlü tatlılara daha çok yakışacağını düşünüyorum
Afiyet Olsun!

 

 

Keyifli Bir Gün Daha

Anneciğim Istanbul’a geldiğinden beri kar ve tipinin olduğu günler de dahil olmak üzere ya biz gezdik ya bize misafir geldi.  Hatta öyle oldu ki bir güne iki arkadaş ziyaretini sığdırmamız gerekti.  Bugün de o günlerden birisi oldu.  Komşucuğum Fattam’a sabah kahvaltısına gittik.  Bizi pembiş şirin bir sofra karşıladı.  Fırında kumpirler, hardallı tuzlu kurabiyeler, tortilla böreği kahvaltımızı lezzetlendirdi.  Maalesef ben hiç resim çekmedim. Fattamcım çekti, sanırım en yakın zamanda fotoğrafları sitesine koyar.

Kahvaltı ziyafetimiz bitti sonrasında Esracığımıza gittik – Esra isminde arkadaş sayım fazla olduğundan, ona ikizlerin annesi Esra diyoruz. Orda da sevgili Birsen teyzemiz ve diğer cici arkadaşlarım  Hilalcim – nam-i diğer armutunsapı, Handan abla, Fattamcım, annecim ve ben vardık.

Güzel yiyeceklerin süslediği masamızda neler neler vardı.  Herşey iştah kabartıcıydi doğrusu.  ( Fotoğraf makinasını yanıma almadığımdan cep telefonuyla çekilenler var, artık idare edin, resimler çok iyi olmadı.)

 

Hele masanın kırmızı ağırlıklı olması ayrıca beni mestetti.  Bu aralar mutfak ve aksesuarlarında kırmızıya takmış durumdayım.

Yiyecek neler vardı. Esracığımın Arnavut komşusuyla beraber açarak yaptığı Arnavut Böreği

Yine Esra’nın salatalarından Bezelye Salatası…Önceden tarifi burada paylaşmıştım.

Esra’nın karşı komşusundan Mercimek Köftesi. Benim kendi tarifim de burda bakmak isterseniz.

Benim yaptığım Karnıbahar salatası.  Bu seferkinde ceviz ve sarımsak kullanmadım.  Böyle de güzel oldu diye düşünüyorum.

Esra’nın ellerinden çıkma Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Dolması. Dolma sever biri olarak bayıldım.

Masaya sonradan dahil olan Handan abla’nın yaptığı Havuçlu Cevizli Kek ( çok güzel olan bu kekin tarifini yakında yazacağım.) ve Esra’nın Süt Dilimi adını verdiği tatlısı da vardı.

Güzel bir gün daha bitti.  Bizim aynı zamanda anneciğimle geçirdiğimiz yoğun günler de son buldu.  Şimdi artık biraz dinlenme zamanı.  Başbaşa da vakit geçirmek lazım, yakında anneciğim Ankara’ya dönüyor maalesef :( Sonra bir daha ne zaman anne eli değmiş sofraya otururum bilemiyorum.

Bugünlük bu kadar, sevgiyle kalın dostlar…

 

Fırında Sütlü Patates

Her fırsatta belirtiyorum biz ailecek patates-kolikiz :) .  Eşim patatesin her türlüsüne, kızım kızartmasına ben de salatalarına bayılıyorum.  Gelen misafirlerimde bu patates aşkından nasibini alıyor.  Laf aramızda bugünda misafirler vardı ve bilin bakalım menü de ne vardı? Tabii patatesli bir tarif daha…Onunla ilgil yazıyı da yakında yazarım umarım.

Fırında patates normalde kremayla olması gereken bir tarifti.  Ama bendeniz alışverişe çıkıpta krema almayı unutunca sütle deneyeyim dedim.  Böylece adıda sütlü patates oldu. Sonuç bana göre başarılıydı.

Malzemeler:

  • 3-4 orta boy patates
  • 1 su bardağı süt
  • Kaşar peyniri rendesi
  • 1 -2 diş ezilmiş sarımsak
  • biberiye, tuz, karabiber

Yapılışı:

  1. Patatesleri ince olarak halkalar halinde dilimleyelim.
  2. Az suda diri kalacak şekilde pişirelim. ( Çok ince dilimlendiyse patatesleri çiğden de kullanabiliriz.)
  3. Patatesleri sarımsak ve baharatlarla karıştıralım.
  4. Patatesleri fırın kabına balık sırtı olacak şekilde üst üste dizelim.
  5. Sütümüzü patateslerin üstüne gezdirelim.
  6. 175 derece fırında önce alüminyum folyoyla kaplı olarak sonra üstünü açarak sütü çekene kadar pişirelim. Patatesleri pişmiş sütü hala duruyorsa fazla sütü başka bir kaba alabillirsiniz.
  7. Servise yakın kaşar rendesini patateslerin üstünü kaplayacak şekilde koyarak tekrar fırınlayalım.
  8. Üstü kızarınca fırından alalım.
  9. Sıcak servis edelim.
Afiyet Olsun!

Arkadaşlarla kahvaltı…

Geçtiğimiz cuma günü kahvaltıya arkadaşlarım geldi.  Anneciğim burdayken herkesle buluşturmak, tanımadıklarını tanıştırmak  sevdasındayım.  Hepsi birbirinden cici insanlar gelip hem masamı neşelendirdiler hem de evimi bereketlendirdiler.

Masamız ince düşünceli Esramız sayesinde çiçeklendi.  Çiçekler annemeydi, tabii ben hemen el koyup masanın orta yerine oturttum. Sonra çiçeğimiz mutfağa transfer olup orayı da mis kokulara bürüdü.

Büyük misafirlerimin yanında Erva’nın da misafirleri oldu.  O da onlar için masa hazırladı.  Onun masası küçük olduğu için istediği gibi süsleyip dolduramadı üstünü ama yine de pek mutluydu.

Masamızda kahvaltı çeşitlerinin yanı sıra

Anne eli değmiş peynirli böreğimiz

Yine annenin elinden çıkmış acılı lütenitsa ( bir çeşit ezme diyebiliriz)

Fırında sütlü patates

Çikolata kaplı kurabiyelerimiz

vee Fattam’ın elinden çıkma muzlu pastamız vardı.

Tarifler yakında burada olacak.

 

Pileli Börek

Görünüşü bu kadar şık olan bir böreğin yapımı bu kadar da kolay olur mu canım…Gerçi Fattam’ın sitesindeki resimlere bakınca ilk anlayamamıştım, yaparak gösterdi sağolsun.

Sabırsızlanıyorum tarifi yazmak için. Hemen öğrenin siz de yapın!

Malzemeler:

  • yufka – kişi sayısına göre miktarı ayarlıyoruz.  Bir tane yufkadan 4 adet börek çıkıyor.
  • 1 ölçü sıvıyağ
  • 1 ölçü su
  • iç malzeme olarak istediğinizi kullanabilirsiniz: peynir + maydanoz karışımı, patates ya da kıymalı olabilir.
(  Umarim temsili resimler yapılış aşamaları için yardım eder. )
Yapılışı:
  1. Yufkaları ıslatmak için 1 su bardağı su kullanıyorsak 1 su bardağı da sıvıyağ ekleyerek karışım elde edelim.
  2. Yufkayı 4′e bölelim.
  3. Parçaların üçgenlerinin sivri kısımları kendimize dönük olsun. ( Resim 1 )
  4. Her bir parçayı su+sıvıyağ karışımıyla ıslatalım.
  5. Üçgenin ucundan başlayarak pile yapalım. Öne doğru parmaklarımızla ittirelim. ( Resim 2)
  6. Yan kenarları ortaya gelecek şekilde birleştirelim. ( Resim 3 )
  7. Birleşen kısmın tam ortasına iç malzememizi koyup yanları hafif üste kapatalım.  Böylece iç malzemenin dökülmesini engellemiş oluyoruz. ( Resim 3 – 4 )
  8.  Sigara böreği gibi saralım. Ters çevirelim. ( Resim 4 – 5 – 6 )
  9. Tepsiye börekleri dizip üzerlerine artan sıvıyağ-su karışımından biraz gezdirip 175 derecede fırına verelim.
Afiyet Olsun!

Komşu Günümüzden…

Büyük şehirde yaşayıpta şanslı olan insanlardanım.  Neden mi iyi komşularım varda ondan.  Atalarımızın “ev alma komşu alma” derken neyi kastettiklerini yaşayarak bizzat görüyorum.  Eskiler ne demişse doğru demişler, teknoloji çağında yaşıyor olsak da, hayat çok hızlı akıp gidiyor olsa da, zaman değişmiş olsa da değişmeyen değişmeyecek değerler de var.  Yaşadığımız yerdeki insanlar, her zaman değerli olacak. Görüşülmese de oturduğumuz evimizde komşularımız huzurluysa  biz de huzurlu oluruz. Komşu komşunun külüne muhtaç da demişler. Bazen öyle anlar oluyor ki ufacık bir ihtiyaç oluyor, kendiniz gidip temin edemiyorsunuz, komşunuz imdadınıza yetişiyor.  Hastasınız ziliniz çalınıp hal hatırınız soruluyor, misafiriniz geliyor yardıma hazır, çocuğunuza bakılması gerekiyor yine orda hazır ve nazır. Böyle komşularım varsa ben şanslı değilim de kim olsun değil mi. Hepsi ayrı ayrı değerli.  Allah herkese böyle iyi ve hayırlı komşular nasib etsin.

Komşuluk ilişkilerimizi canlı tutmak adına aydan bir olsun görüşmeye çalışıyoruz.  Bazen öyle oluyor ki dünya telaşından hasta olanımız oluyor duymamış olabiliyoruz. Apartman günümüzde herşeyi öğreniyoruz. Keyifli bir gün geçiriyoruz.

Bu ayda öyle güzel bir gün toplandık ki. İstesek de dışarı çıkamayacağımız soğuk ve karlı bir güne denk geldi. Herhalde dışarı çıkamayıpta yapılacak en iyi şeylerden birisi olsa gerek, komşularla biraraya gelmek.

Gün olurda güzel yiyecekler olmaz mı?  Günün olacağı evin sahibi de dahil olmak üzere herkes bir çeşit yapıyoruz.  Böylece ev sahibi biraz rahatlamış oluyor.

İşte bu gün’den masamız ve yapıp yediklerimiz

Zeytinyağlı lahana sarması – benim çok sevdiğim ama tembellikten yapamadığım bir dolma

Poğaçalar – dileyen için peynirli dileyen için kıymalı dileyen için de dereotlu vardı.

Kısır – uzun zamandır yapmayıp çok özlediğim bir salata

Bir de Amerikalı bir salatamız vardı :)

Peynirli Börek – böreklerin güzeli :)

Kandil simitleri – ağzınızda dağılan muhteşem tuzlular

Ve tatlılarımız Çukulatalı CheeseCake ve Çukulatalı Puding

Daha nice komşu günlerimize inşaallah…

Galeta Unlu Tatlı (Kıbrıs Tatlısı)

İnsanın etrafındaki arkadaşları, dostları çok marifetli olunca onlardan öğrenecek çok şeyde oluyor tabii ki.   Hem hamarat hem de elinin lezzeti güzel olan arkadaşlarımdan biri de Esra. Bu tarifi de ilk onun ellerinden yedim. Adının galeta unlu kremalı tatlı olduğunu söylemişti. Diğer bir arkadaşım nette bazı yerlerde Kıbrıs Tatlısı da denildiğini görmüş. Adı ne olursa olsun, gerek görsel olarak gerek de tad olarak on numara bir tatlı.  Yediğiniz de içinizi de çok baymıyor – şeker miktarını az tuttuğunuz da.  Kahve ya da çay yanına ideal.  Hatta tatlı krizi dönemleri için birebir diyebilirim.

Malzemeler:

Keki için

  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı galeta unu
  • 1 su bardağı şeker – şeker bir bardaktan bir parmak az da konabilir.
  • 1 su bardağı çok iri olmayacak şekilde çekilmiş ceviz
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
Şerbeti için
  • 2,5 su bardağı su
  • 2 su bardağı şeker
Kreması için
  • 1 litre süt
  • 1 su bardağı mısır nişastası
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 poşet krem şanti – kullanılmasa da olabilir.
Yapılışı:
  1. Kek için yumurtaları şekerle birlikte 4-5 dakika kadar çırpalım.
  2. Diğer malzemleri de katarak karıştırmaya devam edelim.
  3. Büyük dikdörtgen borcamı yağlayarak karışımı boşaltalım ve 175 derecede önceden ısıtılmış fırında pişirelim.
  4. Keki fırına verirken aynı anda ocakta şerbeti hazırlayalım. Kaynadıktan sonra birkaç dakika tutmamız yeterli olacaktır.
  5. Kek çıkıp biraz ılıdıktan sonra şerbetimiz de ılıkken kekin üstüne şerbeti dökelim.  Emin olalım kuru yeri kalmasın.
  6. Krema malzemelerini karıştırarak koyulaşana kadar ocakta pişirelim.
  7. Krema ılıdıktan sonra bir poşet toz halindeki krem şantiyi kremaya döküp mikserle karıştıralım.
  8. Şerbeti çekmiş olan tatlımızın üstüne kremayı da yayıp servis yapıncaya kadar buzdolabında bekletelim.
  9. Servis sırasında cevizle üstünü süsleyelim.
Afiyet Olsun!

 

Tortilla Böreği

Dünya mutfaklarının izlerine artık pek çok Türk evinin mutfağında rastlanabiliyor.  Ben çeşitliliği çok severim.  O yüzden sadece dünya mutfaklarını sunan restorantlara gitmeyip evde de kendi çapımda denemeler yapmak, benzer tadları yakalamaya çalışmak hoşuma gidiyor.  En çok baharatlarından dolayı Hint mutfağını ( çoğu kimsenin ağır baharat kokularından dolayı o da sevilir mi dediğini de duyar gibiyim :) ) lezzetli mi lezzetli nan denilen ekmeklerini;  taco ( tako ), burritos ( börrito), enchiladas ( ençilada)larından dolayı Meksika mutfağını severim. Meksika mutfağı diyince artık Tortillalarını bilmeyen kalmamıştır muhakkak.

Tortilla bilinende farklı olarak Ispanyol mutfağında ise bir çeşit omlete verilen isim.  Yumurta ve patatesle yapılıp zeyntinyağında kızartılan kalın bir omlet.

Meksika mutfağında ise pek çok yemeğin yanında tüketilen maya kullanmaksızın yapılan bir ekmeğin ismi tortilla. Mısır unu ya da buğday unundan yapılan çeşitleri vardır.  Evde tortilla nasıl yapacağınızı ve yukarıda adı geçen lezzetleri Türkiye’deki malzemelerile nasıl yapacağımızı çok yakında yazacağım.

Tortilla kullanılarak yapılan en bilinen Meksika yiyeceği Tako (Taco)dur.  Taco’da malzemeleri tortillaların içine sarılarak yenilir.

Türkiye de tortilla nedir diye sorsanız lavaşdır diyen de çıkabilir.  Tortilla yerine lavaş da kullanıldığı oluyor Türkiye’de tabii.

Bu kadar açıklamadan sonra sanırım şöyle özel bir tarif gelecek sanıyorsunuz, gelecek ama şimdi değil maalesef.  Aksine süper basit birşey yazacağım.  Belki yapmayan yoktur ama uzun zamandır yapmayanları hatırlatma babında olsun istedim.  Tortilladan çok basit ocak üstünde börekcik.  Kızım deli gibi sevdiği için çocuklar için de tarifi kullanabilir çeşitlendirebilirsiniz.

Malzemeler:

  • Tarif için ihtiyacımız olan birkaç adet tortilla ( artık çoğu marketlerde kolayca bulabilirsiniz, 10 lu paketlerde satılıyor. )
  • Terayağı

İç Malzeme:

  • rendelenmiş kaşar peyniri ( dil peyniri ya da başka çeşit peynir de olabilir)
  • ince dilimlenmiş biberler
  • ince kesilmiş salam, sucuk
  • domates dilimleri
  • zeytin dilimleri de kullanılabilinir.

Yapılışı:

  1. Ocağın üstüne aldığımız tavaya bir miktar tereyağı sürelim.
  2. Bir tortillayı tavaya alalım.
  3. Malzemeleri yerleştirelim.
  4. Bir ikinci tortillayı üstüne kapatalım. 
  5. BIrkaç dakika sonra ters yüz edelim.
  6. Diğer yüzüne de tereyağ sürelim.
  7. Peynirler eridiğinde ocaktan tortillamızı alıp dilimleyim. 
Ne kadar basit değil mi?

Ervacığım yerken yerken aklına fare yapmak bile geldi.  Artık yemek yerken bile nasıl bir faaliyet yapsam diye düşünüyor.

Yapacak olanlara şimdiden afiyet olsun.

Not: 

  • Baştaki ilk iki resim wikipedia.org’dan alınmıştır. Tortillalar hakkında daha ayrıntılı bilgiye oradan da ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

Ispanaklı Kiş

Kiş tarifini tam yazacaktım ki yine aklıma geldi.  Size de sorayım.  Hiç merak ettiniz mi – belki de biliyorsunuzdur ama ben tam cevabı bilmiyordum – tart, turta, pay, tartolet ve kiş arasındaki farkları.  Tek bildiğim kimisi tatlı kimisi tuzlu kimisi de her iki çeşitte olur idi.  Biraz araştırdım bakın neler buldum.

Önce turtadan başlıyalım.

Turta, İtalyanca kek anlamına gelen “torta” kelimesinden geliyormuş.  Turtaları turta kalıplarında hazırlıyoruz.  Kenarları olan, içine krema ya da meyve koyarak pişirdiğimiz, üzerini tamamen kapatarak pişerebildiğimiz gibi parça parça kapatıp ya da olmadı tamamen üstü açık da pişerebildiğimiz bir tatlı türü.

Tart, kökeni Fransızca “tarte” kelimesinden geliyormuş.  Bir çeşit meyveli pizza diyebiliriz aslında.  Alt tabanı daha ince, kalıpta ya da kalıp kullanmadan yağlı kağıt üzerinde pişirilen, üzerine meyve parçaları konan bir çeşit tatlı. Tart hamurunda yumurta olabilir de olmayabilirde.

Tartölet’i diğerlerinden ayırmak kolay.  Küçük tartlar.  Pastanelerde sık sık rastladığımız kıtır hamur üzerine krema ve çiğ meyvelerin yerleştirildiği, onun üzerine de meyvelerin kararmaması için jöle dökülen küçük tatlılar. Tek lokmalık oluyorlar çoğu zaman ya da tek kişilik.

Pay dediğimiz şey ise farklı bir tatlı türü değil, turtanın ta kendisi. İngilizce “pie” kelimesinin türkçe okunuşu. Aynı tatlı için bazıları İtalyanca torta’yı, bazıları da İngilizce pie’ı Türkçe okunuşuyla kullanmayı seçmiş sanıyorum.

Kiş, orjinal adıyla “quiche” Fransız mutfağına çok bilinen bir tatır.  Ince hamurun üzerine çeşitli sebze veya et ürünleri ile hazırlanabilen lezzettir.  Hamurunda mutlaka yumurta kullanılır.

Kaynaklar:

Bu kadar gastronomi bilgisindan sonra besleyici ve lezzetli bir kiş tarifi vereyim.  Hazırlık aşaması biraz zaman alıyor ama yapımı oldukça basit.  Lezzeti ise tarifsiz dersem bunu denemeye ikna etmiş olurum sanıyorum.

Tarifimiz sevgili Fatmacığımdan.  Normalde misafirlerime önceden denemediğim yani kendimize yapmadığım bir tarifi yapmam.  Sonuç fiyasko olur diye.  Bunda ne hikmetse öyle bir kaygım olmadı.  Direk mutfağa girdim ve yaptım.

Malzemeler:

Hamuru için:

  • 100 gr. tereyağ – mutfak terazisinde ölçebilirsiniz, yoksa hemen bir tane edinmenizi tavsiye ederim.
  • 2  yemek kaşığı yoğurt
  • 1 tane yumurta
  • yarım paket kabartma tozu
  • tuz
  • küçük bir çay bardağı kadar sıvıyağ
  • aldığı kadar un

İç malzemesi:

  • Yarım kilo ıspanak
  • kuru soğan
  • kaşar peynir
  • arzuya göre pastırma

Beşamel sos için:

  • 2 yemek kaşığı un
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 2-2,5 su bardağı süt
  • kaşar peynir rendesi

Yapılışı:

  1.  Hamur malzemesini bir kaba alıp ve güzelce yoğuralım.
  2. Yağlanmış fırın tepsisine düzgünce yayalım.
  3. Ispanakları bol suyla yıkayıp ince ince kıyalım.
  4. Soğanları kavurup ve ıspanakların suyunu iyice elimizle sıkarak soğanların üzerine ekleyip ve harlı ateşte suyunu bırakmadan pişirelim.
  5. Ispanakların içine kaşar peyniri rendeleyip ve karıştırıp hamurun üzerine yayalım.
  6. Arzuya göre pastırmaları dizelim.
  7. Diğer yanda erittiğimiz tereyağında unu kokusu çıkana kadar kavurup sütü yavaş yavaş ekleyip karıştıralım. Sos kıvamına gelene kadar ocakta pişirelim. Beşamal sosumuz böylece hazır.
  8. Üzerlerine hazırladığımız bu sosu döküp ve fırınlayalım.
  9. Üzeri kızarana kadar pişirelim.
  10. Bir kenarda  kaşar peynir rendesi hazır bulunsun servise yakın pişmiş kişimizin üzerine kaşar rendesi serpip tekrar kaşarlar eriyip kızarana kadar fırınlayalım.
  11. Fırından çıkarır çıkarmaz servis yapmayıp birkaç dakika beklersek çok daha iyi oluyor. Hem yenecek sıcaklığa gelmiş olur hem de kiş biraz kendini çeker.
Afiyet Olsun!